Büyük katılım ile topladığımız emanetlerimizi ulaştırmak üzere Suriye’ye yola çıktık. 1,5 saatlik yolculuğumuzun son anlarındayız. Ancak, uçak Antep semalarında yaklaşık 10 dakikadır piste iniş yapmaya çalışıyor. Merak ve kaygı içinde birbirimize bakarken pilot bir ananons yaptı. “Hanımefendiler, beyefendiler, pistte bulunan kuşlardan dolayı inişimizi gerçekleştirmiyoruz.
Merak ve kaygı yerini bir garip şaşkınlığa bıraktı. Arkadaki abi yanındaki eşine: Kuşlar bizi bırakmadı” dedi. İlginç anlara şahitlik ediyoruz. Etraftaki gürültü kalabalıklığı arttı. 9.30’da iniş yapması gereken uçak 30 dakikadır Antep semalarında uçuşa devam ediyor. İkinci bir defa denemesine rağmen başarılı olamayan pilot ikinci anonsunu gerçekleştirdi: “Hanımefendiler beyefendiler. Antep havaalanına iniş yapamıyoruz. Adana’ya iniş yapmak üzere tekrar hareket ediyoruz”…
Bir kaç kuş, tüm planlarımızı değiştirdi. Hikmeti sual olunmaz. Bazen bir kuştan alırız nasibimizi, bazen bir büyük musibetten… Bazen kainat önümüze serilse göremeyiz gözümüzün önündekini. En çok da kendimizi… Demek ki büyüklük ve güçlülülük her zaman her yerde geçerli olmayabiliyor.. 20 cm olan bir kaç kuş kanadı, onlarca ton ağırlığındaki uçak kanadına hükmedebiliyor. Meydan okuyabiliyor.
İşte bu bir kaç kuş, mana kütlesinin, madde kütlesinin önüne geçtiğini bize ibretle gösteriyor. Esas kütlemizi idrak etmek, insanlara tepeden bakmanın bir gün bir yerde karşımıza belki de daha acı bir şekilde çıkabileceği gerçeğini unutmamak ve üstünlüğün ancak iyi bir ahlak ile elde edilebileceğini bilmek her insanın en kıymetli vazifelerinden biridir. Son ana kadar bu vazife bilinci ile kütlemizi unutmadan bir ömür sürebilmek dileğiyle…